Mayıs 02, 2007

Heykeller

Taşı tanımak kadar kolay değil insanı tanımak.
Kimse tanımaz sevdiğini, sevdiğinden bir küçük kil parçası alıp ona kendi toprağını ekleyerek büyük bir heykel yapar. Yaptığı heykel, kendisine benzer.
Oynar bir zaman yaptığı heykelle.
Onunla konuşur.
Heykeli değil, aslında kendi sesini dinler.
Kendi duymak istediğini duyar.
Sonra heykel başını çevirir, muhakkak her heykel bir gün başını çevirir.
Yüzü görünür. Gördüğü yüz, görmek istediği yüz değildir.
Ve insanlar hayal kırıklıkları yaşarlar. O hayal kırıklıklarında garip bir çocuksuluk çıkar ortaya, kabahatin heykelde olduğunu sanırlar, içten içe gerçeği görmekten hep kaçtıklarını bilseler de, bunu kendilerine kolay kolay itiraf edemezler işte: İsterler ki, sevdikleri insan, kendi yaptıkları heykele benzesin, kendi yaptıkları heykel gibi konuşsun, yüzünü hiç çevirmesin.
Küçük bir kil parçasından bir heykel yapmak kolay iş değil, çok emek ister.
Ama insanlar emekten pek kaçınmazlar, aşk derler onun adına.
Aşk dedikleri, bir insandan küçük bir kil parçası alıp bir gün yıkılacağını gizliden gizliye hep bilerek, o küçücük parçadan kocaman bir heykel yapmaktır. Ve kendileri bir heykel yaparken, kendilerinin de heykelinin yapıldığını bilmezler.
Sonra birden yüzlerini çevirirler.

Anonim

Hiç yorum yok: